Zaman’ın gasp edilişinin yıl dönümü: Anayasa 5 yıldır askıda!

Tr724’ten İlker Doğan’ın haberine göre 17/25 Aralık’ta suçüstü yakalanan iktidar, yargıda beraat etmek yerine yolsuzlukları ortaya çıkarmakla suçladığı Hizmet Hareketi’ni hedef aldı. Önce yolsuzluk operasyonunu yapan polisler maksat alındı. Arkasında yargı mensupları. Nihayet sıra medyaya geldi. Bugün gazetesini gasp eden rejim peşinde gözünü Süre’a dikti. 4 Mart 2016’da yasal dayanaktan mahrum, skandal bir kararla gazeteye kayyım atandı. Vakit, son özgür sayısında ‘Anayasa askıda’ diyordu. O tüzük 5 yıldır askıda!

SÜRE SUSTU, TÜRKİYE KARANLIĞA GÖMÜLDÜ!

Zaman susturuldu. Cefa tırmandı. Yüzbinlerce insan hukuksuz KHK’larla ihraç edildi. On binlerce insan tutuklandı, yüz binlercesi hakkında soruşturma başlatıldı. Türkiye muhalifler için tam anlamıyla cehenneme dönüştürüldü. Hukuk ayaklar altına alındı. Ekranlar muhaliflere karartıldı. Kimin terörist ya da vatan haini veya yurtsever  olup olmadığına bundan böyle ‘egemen’ mahkemeler değil, iktidar temsilcileri karar veriyor.

Demokrasi yok edildi. Yıl 2021; ve Türkiye’de bir siyasi partinin (HDP) kapatılıp kapatılmayacağı tartışılıyor. Yıllar geçiyor; Türkiye demokrasi, insan hakları, özgürlükler ve yargının bağımsızlığı konusunda bir arpa boyu yol alamadığı gibi her geçen yıl daha da geriye doğru gidiyor.

AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın en ufak bir eleştiriye bile tahammülü yoktu. Medyanın ‘bütün biat’ etmesini istiyordu. Etmeyenleri ise meydanlarda dobra dobra gaye göstermekten çekinmedi. Can Dündar, Aydınlatılmış Doğan, Cengiz Çandar, Nuray Mert ve daha nice gazetecileri dobra dobra korkutma etti. Amberin Vakit’a, ‘edepsiz bayan’ diyerek hakaret etmekten bile çekinmedi… Ancak Bugün, Meydan ve Süre gibi Cemaat’e yakın yayınlama organları ‘biat’ etmiyordu. böylece susturulmaları gerekiyordu ve o kadar de yaptılar!

OPERASYON HAZIRLIKLARI BAŞLIYOR

Cemaat’e karşın operasyonu kişisel olarak Erdoğan yönetti. Yargıda, emniyette ve hatta yasalarda ‘Cemaat’i bitirmek için’ zorunlu düzenlemeler yapıldı… Sulh cinayet mahkemelerinin yerine süper yetkilerle donatılmış sulh suç oluşturan hâkimlikleri kuruldu. Kuruluşu Anayasa’ya tutarsız olan bu mahkemelere seçilmiş militanlar/isimler atandı. Yakın çevresine, “Sulh suç oluşturan mahkemeleri ile ilgili düzenleme yaptık. Kanun çıktığında bunların (Cemaat’in) defterini düreceğim,” diyordu. “İnlerine gireceğiz. Cadı avıysa, biz bu cadı avını yapacağız, bunu da bilin.” ifadelerini kullanmıştı. Hukuku ayaklar altına alacaklarını ilan ediyordu.

FUAT AVNİ HABER VERİYOR: VAKIT’A BASKIN VAR!

Medyaya karşın darbe operasyonunun haberini 11 Aralık 2014’de dönemin Twitter fenomeni Fuat Avni verdi. Işlem cuma günü sabahleyin yapılacaktı. Ekrem Dumanlı, yapılacağı söylenen operasyonu ‘cinnet’ olarak yorumladı. Ekrem Dumanlı ve Hidayet Karaca bir gün sonradan birlikte Çağlayan Adliyesi’ne gitgide artarak haklarında soruşturma olup olmadığını sordu. Kanımca İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Hadi Salihoğlu, Dumanlı ve Karaca hakkında bahis edildiği gibi böyle bir soruşturma olmadığını bildirdi.

IŞLEM HAZIRLIKLARI BAŞLIYOR

Başsavcı Hadi Salihoğlu’nun açıklamasından sadece bir gün sonra, yeniden Fuat Avni, ertelenen operasyonun yapılacağını yazdı. Ekrem Dumanlı, gecenin bir yarısı gazetenin önünde toplananlara ‘Allah’tan başkasına boyun eğmeyeceğiz’ diye seslendi: “Bu fazla açık demokrasiye yapılan bir darbedir. Basın özgürlüğüne yapılan bir darbedir. Fikir hürriyetine yapılan bir darbedir. Bir gözdağı, sindirme teşebbüsüdür. Fakat biz daima söylüyoruz; herkes sussa biz susmayız, cümbür cemaat korksa biz korkmayız.”

SİPARİŞ IŞLEM ESKİŞEHİR’DEN BAŞLADI

Ve pazar sabahı gözaltılar başladı. İlk nezaret haberi Eskişehir’den geldi… Tek Türkiye dizisinin yapımcısı Salih Asan’ın sabahleyin namazı için kurduğu saat çalmadan polisler kapıya dayanmıştı. Gözaltılar başladığı sırada Ekrem Dumanlı gazetede, Hidayet Karaca ise televizyon binasındaydı. Arkadaşları gözaltına alınan Hidayet Karaca 09.00 sularında Güvenlik’e gitti. Saatler 07.10’u gösterdiğinde polisler Vakit’ın antre kapısında gözüktü. Türkiye’nin en çok satan gazetesinin genel yayın müdürü, canlı yayında bütün dünyanın gözü önünde gözaltına alınıyordu… Süre, 15 Aralık 2014’te ‘Demokrasinin kara günü’ manşetiyle çıktı.

SİLAHLARIN GÖLGESİNDE SORGU

Ekrem Dumanlı ve Hidayet Karaca’nın Güvenlik’teki sorguları 80 saat daha sonra başladı. İki ismin savcılık sorguları da Güvenlik’te, silahların gölgesinde yapıldı. Soruların hiçbirinde bedensel bir delil yoktu. İki ismin savcılık sorguları 17 Aralık’ı 18’ine bağlayan gece yarısı bitti. Dumanlı ve Karaca, savcılık sorgusunun arkasında diğer 14 şüpheliyle birlikte tutuklanmaları talebiyle mahkemeye sevk edildi.

KABAHAT DELİLİ: İKİ KÖŞE YAZISI VE BİR MAKALE

Zaman’a yönelik soruşturmanın hiç bir yasal temeli yoktu. Soruşturma Savcısı Hasan Yılmaz, iyice vehimlerle bir kabahat ‘uydurmaya’ çalışıyordu. Gazetenin Genel Yayın Müdürü Ekrem Dumanlı, ‘devletin egemenliğini ele geçirmeye niyetlenmek’la suçlanıyordu. Hakkındaki suçlamaya karşın delillerin ne olduğunu ise mahkeme sorgusunda öğrenebildi; kendisine bile ait olmayan iki köşe yazısı ve bir haber. Türkiye’nin en çok satan gazetesinin genel yayın müdürü, işte bu delillere dayanılarak ‘terör örgütüne abone olmak’la suçlanıyordu!

VEHİMLERLE KABAHAT UYDURULUYOR

Soruşturma Savcısı Hasan Yılmaz, Hizmet Hareketi’nin, El Kaide bağlantılı ‘Tahşiyeciler’ adlı örgüte kumpas kurup, liderleri dahil çoğu mensubunu tutuklattığını düşünüyordu! Savcıya göre Fethullah Güler Yüzlü, 6 Nisan 2009’da herkul.org’da yayınlanan sohbetinde örgütü hedef göstermiş, sonra STV’de yayınlanan dizide örgütten bahsedilmiş, ardındaki Vakit gazetesinde iki yazar, makalelerinin bir uygun bu örgütü anlatmış, tüm bunlardan sonradan da polisler operasyon yapmış ve şahıslar gözaltına alınmıştı! Yeniden savcının iddiasına göre bütün bunlar ‘devletin egemenliğini fethetmek için’ yapılmıştı!

DUMANLI’YA TAHLİYE, KARACA’YA TUTUKLAMA

Birinci Sulh Canice Hâkimliği, kararı 19 Aralık’ta 14.30 sularında açıkladı. Hidayet Karaca’nın ‘terör örgütü yöneticiliği’, diğer şüpheliler Tufan Ergüder, Ertan Erçıktı ve Mustafa Kılıçaslan’ın ise ‘terör örgütü üyesi olma’ suçundan tutuklanmasına karar verdi. Dumanlı ise ‘delil yetersizliği’ gerekçesiyle hür bırakıldı. Dumanlı’yla birlikte 7 kişi daha salıverilmişti. Karar sonrası özgürlük kalan Dumanlı, onbinlerin ‘özgür basın susturulamaz’ sloganıyla karşılandı.

ZAMAN’A GECEYARISI BASKINI

İktidarın Süre’ı susturma girişimleri bitmedi. 11 Kasım 2015’de gece yarısı gazete binasına TOMA’lar ve helikopterlerle hakim yapıldı. Zaman, kayyım atanan Bugün Gazetesi’nden ayrılanların kurduğu Bağımsızlık Bugün’ü basmakla suçlanıyordu! Karar 3. Sulh Ceza Mahkemesi’ne aitti.

UYDURUK GEREKÇELERLE KAYYIM KARARI

AKP iktidarı, 4 Mart 2016’da İstanbul 6. Sulh Canice Hakimliği’nin skandal kararıyla amacına ulaştı. Süre Gazetesi’ni de bünyesinde bulunduran Feza Gazetecilik şirketine kayyım atandı. Gerekçede, Zaman’ın uydurulmuş ‘F…’ örgütünün faaliyetleri kapsamında ve örgüt faaliyetlerine yardım olacak şekilde’ yayınlama yaptığı ileri sürülüyordu. Buna yönelik ‘adaleli deliller var’ diyordu güya mahkeme. Kanıt dediği şeyler köşe yazıları ve haberlerdi. Keza Süre, PKK’yla işbirliği yapmakla da suçlanıyordu. Bunun delili ise bir gizli tanığın safsatalarından diğer bir şey değildi.

HÜR ZAMAN’IN SON MANŞETİ: ‘ANAYASA ASKIDA’

Zaman 5 Mart Günü Anayasa Askıda manşetiyle çıktı. Bu özgür Süre’ın son baskısıydı. Anayasa’nın 35. Maddesi kamuoyuna hatırlatıldı ve demokrasinin, hukukun katledildiği son kere tarihe not edildi. 4 Mart 2016’dan daha sonra Türkiye’de bağımsızlık basının kapısına kilit vuruldu. Gazetelerini, demokrasiyi ve hukuku savunan Zaman yazarlarının çoğu cezaevlerine atıldı, bir kısmı sürgünde yaşamaya mahkum edildi.

Add a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İstanbul escort bahçelievler escort gaziantep escort şirinevler escort kadıköy escort