TCMB Başkanı Ağbal’dan enflasyon açıklaması

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Ağbal, video konferans yöntemiyle yapılan 2021-1. Enflasyon Raporu Bilgilendirme Toplantısı’na katıldı. Ağbal toplantıda ekonomi ve enflasyon görünümüne dair değerlendirmeleri, orta vadeli enflasyon tahminlerine ve para politikası stratejilerine ilişkin açıklamalarda bulundu.

Konuşmasına ekonomi ve enflasyon görünümüne dair değerlendirmelerde bulunarak şunları kaydetti:

“2020 yılının son çeyreğinde bir takım ülkelerde uygulamaya konan salgın tedbirleri küresel büyümeleri toparlanma etkilerini yavaşlatmış, tedaviye karşın olumlu gelişmeler, 2021 yılının ikinci yarısında daha hızlı bir toparlanma beklentisini güçlendirmiştir. Keza gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkelerde enflasyon düşük seyretmektedir. Ama 2021 yılında küresel enflasyon üzerindeki risklerin ağırlıklı olarak yukarı yönü olan olduğu değerlendirilmektedir. Çoğalan emtia fiyatları ve talep koşullarındaki muhtemel iyileşmenin yanı sıra salgına karşı uygulanan yüksek hacimli parasal ve finansal genişleme önümüzdeki dönem için enflasyonist baskı oluşturma potansiyelini taşımaktadır. Bu görünüş aşağı gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde para politikasındaki genişletici duruşun sürmesi beklenmektedir.

Nitekim son dönemde gelişmekte olan ülkelere portföy girişlerinin hızlandığını görmekteyiz. Ülkemizde ise iktisadi etkinlik ve kuvvetli kredi ivmesinin desteğiyle 2020 yılının 3. Çeyreğinde yurtiçi talep kaynak bariz bir toparlanma göstermektedir. İktisadi faaliyetin 4. Çeyrekte de zinde bir seyir izlediğini görüyoruz. Sanayi üretimi, perakende satmak ve ciro endekslerinde 3. Çeyreğe göre 4. Çeyrekte de enerjik bir artma görülmüştür. Idareli aktivitede görülen zinde toparlanma aynı zamanda sektörlerin geneline yaygınlaşmış durumdadır. Bu dönemde ihracat ve turizm benzer bazı sektörler haricinde imalat sanayiinin genelinde salgın öncesi üretim düzeyleri de aşılmıştır. Özellikle araç, mobilya ve beyaz eşyanın dahil olduğu dirençli tüketim malları sektöründe imal, sipariş ve kapasite kullanım oranları epeyce zinde bir toparlanma sergilemiştir. İnşaat benzer ara malı sektörlerinde de aynı göstergeler daha adaleli bir seyre işaret etmektedir.

bir de ilk kez giyim olmak üzere turizm benzer imalat sektörlerindeki iyileşme ise sınırlı kalmıştır. Hizmetler sektöründe de bir fazla daha alçak sektörde cirolar salgın öncesi düzeylerini aşarken salgının negatif etkilediği konaklama, yiyecek, havayolu ve yolculuk acentesi sektörlerinde ise halen salgın öncesi düzeylerin aşağıda bir seyir görülmektedir. İktisadi faaliyetteki zinde toparlanma sanayi sektöründe belirgin elde etmek üzere istihdam piyasasında da iyileşme sağlamıştır. İstihdam imkanları genişlerken iş gücüne katılım oranında da toparlanma görülmektedir. Fakat son dönemde salgına emrindeki kısıtlamaların hizmetler sektörüyle istihdamı üzerindeki etkileri görülmeye başlamıştır. İktisadi faaliyet düzeylerine ilişkin, yakın dönem göstergeleri salgına bağlı kısıtlamalar ve parasal koşullardaki sıkılaşmanın etkisiyle bir arz yavaşlamaya da göze çarpan etmektedir. 2020 yılı 3. Çeyrekte başlayan enerjik toparlanmanın en manâlı belirleyicisinin ise dinç kredi büyümesi olduğunu görmekteyiz. Yıllık kredi büyümesi 3. Çeyrekten itibaren ivmelenmiş ve 2017 yılındaki kredi garanti fonu kaynaklı seri kredi genişlemesinin çok ötesinde bir genişlemeye neden olmuştur. Bu enerjik kredi genişlemesi işyeri kredilerinde olduğu kadar ev ve gereksinim kredileri ilk kez elde etmek üzere kişisel kredilerde de belirgindir. 2. Çeyrekten itibaren bankalarca Türk lirası cinsinden açılan net kredi hacmi 518 milyar Türk lirası olmuştur. 3. Çeyrekte uygulanmaya başlanan mali sıkılaştırma ve diğer politikalara alt olarak kredi faaliyetleri yükselmeye başlamış, kredilerin ivmelenmesinde de manâlı bir yavaşlama sağlanmıştır. Kredi genişlemesinin etkisiyle salgın döneminde bariz bir finansal genişleme de gerçeklemiştir. Altın dahil döviz tevdiyat hesaplarını da içeren geniş tanımlı M2 para arzı 2020 şubat ayına kıyasla yüzde 33 artışla 833 milyar Türk lirası yükselmiştir.

Ilk Önce bireysel krediler olmak üzere net kredi kullanımının tarihsel ortalamaların oldukça üstünde artması altın ithalatının çabucak yükseldiği ve turizm gelirlerinin belirgin bir şekilde gerilediği 2020 yılında cari işlemler açığının önemli oranda yükselmesine neden olmuştur. Kasım ayı itibariyle 12 aylık birikimli cari işlemler açığı 38 milyar dolar civarına yükselmiştir. Büyüyen cari işlemler açığıyla küresel gelişmelerle uyumlu gerçekleşen anapara çıkışları kayda değer miktarda rezerv kaybına da yol açmıştır. Dış dengedeki bozulmaya tabi olarak çoğalan makro parasal riskler neticesinde ülke tehlike birimi artarken döviz kurlarında oynaklık ve döviz kaybı gözlenmiş ve borca girme maliyetleri artmıştır. Bu görünüm aşağı yurt içi yerleşiklerin mevduat dolarizasyonu büyüme göstermiştir.”

Makro hesaplı görünüş altında şekillenen enflasyona ilişkin bilgileri ve değerlendirmeleri paylaşmak istediğini vurgulayan Başkan Ağbal şu ifadelere yer verdi:

”İç talep koşulları ilk olarak elde etmek üzere döviz kurunun birikimli parasal tepkileri uluslararası yiyecek ve öteki emtia fiyatlarındaki yükseliş ve enflasyon beklentilerindeki yüksek seyirler fiyatlama davranışları ve enflasyon görünümünü negatif etkilemeye devam etmektedir. Tüketici enflasyonu 2020 yılı eylül ayındaki yüzde 11.75 seviyesinden 2020 sene sonu itibariyle 14.60 seviyesine yükselmiştir. Böylelikle enflasyon Ekim enflasyon raporunda paylaştığımız varsayım bandının üstüne gerçekleşmiştir. Enflasyondaki yükselişte temel mülk ve gıda grupları belirleyici olmuştur. Ekim enflasyon raporu sonrasındaki dönemde esas mal grubunun yıllık enflasyona katkısı 1,5 puan artışla 4.7 puana ulaşırken gıda grubunun katkısı 1.3 puanlık yükselişte 4.7 puan olmuştur. öte taraftan enerji ile alkollü meşrubat ve tütün grupları toplam 0.7 puanlık katkıyla tüketici enflasyonunu kayda değer ölçüde sınırlamıştır. Giyim, konaklama, eğitim, davet ve kültür hizmetleri gibi salgın nedeniyle talep koşullarının zayıf seyrettiği kalemlerde enflasyon nispeten düşük seyretmektedir. öte yandan öncelikle dayanıklı mallar almak üzere kredi genişlemesine emrindeki olarak talebin zinde olduğu bir takım daha aşağı gruplarda enflasyon epeyce yüksek bir seyir izlemektedir. Tüketici enflasyon daha alçak kalemleri incelendiğinde esas gıda ürünleri ve dayanıklı mallarda yıllık enflasyonun tarihsel ortalamaların epeyce üstüne çıktığı görülmektedir.
Enflasyon eğilimi temel mallarda yüksek seviyesini korurken hizmetlerde kademeli bir yükseliş görülmekte, tamamlanmış gıdada ise keskin bir şekilde yukarı yönde riskler artmaktadır. Fiyat arttırma eğiliminin tarihsel ortalamalarla kıyasla yüksek olduğu ve genele yayıldığı da görülmektedir. Imalatçı enflasyonu büyüme eğilimini korumaktadır. Üretici fiyatlarında yıllık enflasyon 2020 aralık ayında yüzde 25.15’e ulaşmıştır. Döviz kuruna son dönemdeki olumlu katkısına karşın uluslararası emtia fiyatları öncülüğünde yüksek bir seyir izleyen imalatçı fiyatları, tüketici fiyatları üzerinde yukarı yönde baskı oluşturmaya devam etmektedir. Alt kalemleri itibariyle incelendiğinde metal ve metal ile ilişkili gruplar kağıt ve kağıt ürünleri gıda, motorlu kara taşıtları ve ulaşım araçları temel imal girdilerinde enflasyon oldukça yüksek seyretmektedir. “

Enflasyonu etkileyen unsurlara değinmenin yardımsever olacağına vurgulayan Ağbal,” Öncelikle toplam istek koşullarına dair çıktı açığı girişimi kayda değer bir gösterge olarak enflasyonist baskıları etkilemiştir. Hızlı kredi genişlemesinin birikimli etkileriyle talep koşulları 2020 yılının 2. Yarısında zinde seyretmiş ve çıktı açığı göstergeleri enflasyonist düzeylere erişmiştir. Bu gelişmede salgından en fazla etkilenen turizm ve hizmet bağlantılı sektörlerdeki cılız seyrin toplam çıktı açığını sınırlayıcı etkisine rağmen hızlı kredi genişlemesinin uyardığı genele yayılmış harcama gruplarındaki güçlü seyir belirleyici olmuştur. 2020 yılının 3. Çeyreğinde finansman koşullarındaki iyileşme ve askıya alınmış talebin etkisiyle özel tüketim talebi milli gelir artışının oldukça üstünde gerçekleşmiş ve büyümeye en yüksek katkıyı veren harcama bileşeni olmuştur. Turizmin sınırlayıcı etkisine rağmen dinç kredi ivmesinin birikimli etkileri ve dış talebin katkısıyla 2020 yılının son çeyreğinde toplam talep koşullarının hala enflasyonist düzeylerde seyrettiği anlaşılmıştır. Bununla 2020 yılının son çeyreğinde iktisadi faaliyetin döngüsel olarak zirve noktasına ulaştığını ve 2021 yılının birincil çeyreğindeki yavaşlamayla eğilimine yakınsamaya başladığını düşünüyoruz. Enflasyonun manâlı belirleyicilerinden birisi olan döviz kurundan tüketici ve üretici enflasyonuna gelen tesir de 2020 yılının 2. Yarısında oldukça güçlenmiştir. Döviz kurlarındaki gelişmelerin enflasyona yansıması konjonktüre göre farklılaşabilmekle temelde 3 ayrı kanal üzerinden gerçeklemektedir. Bunlar; talep kanalı, maliye kanalı ve beklenti kanalıdır. Döviz kuru yetişkenliği ekonominin büyüme dönmelerinde ve döviz kurunun çabuk arttığı dönemlerde tarihsel ortalamalardan daha yüksek olmaktadır. Döviz kurlarında son aylarda yaşanan düşüş, önümüzdeki dönemde enflasyon üzerinde döviz kuru kaynaklı etkilerin zayıflayacağına göze çarpan etmektedir. Enflasyon üstünde etkin olan bir diğer unsur ise milletlerarası emtia fiyatlarındaki özellikle son dönemde meydana gelen yukarı yönlü gelişmelerdir. Petrol, endüstriyel metaller, tarımsal emtialar fiyatlarındaki çoğalma eğilimi girdi maliyetleri kanalıyla enerji, gıda ve temel mallar kanalıyla enflasyon üstünde yukarı yönde bir zorlama oluşturmaktadır. öte yandan ocak ayı Para Politikası Kurulu (PPK) kararında da değindiğimiz gibi dünya genelindeki arz sorunları dikkate alındığında bazı sektörlerde belirginleşen arz kısıtlarının da alıcı fiyatları üzerindeki riskleri artırdığını değerlendiriyoruz” diye konuştu.

Orta vadeli enflasyon görünümüne ilişkin tahminlere geçmeden önce tahminlerde esas aldıkları esas varsayımları aktaran TCMB Başkanı Ağbal,”Orta vadeli tahminler üretilirken şimdiye kadar özetlediğim makro finansal koşullar ile enflasyon görünümünü başlıca aldık. Buna ilave olarak ithalat fiyatları, yiyecek fiyatları ve maliye politikası gibi dışsal unsurlar için varsayımlarımızı gözden geçirdik, güncelledik. Son dönemde petrol fiyatlarındaki yükseliş ve küresel toparlanma beklentilerinin güçlenmesiyle çiğ petrol fiyatlarına dair beklentiler yukarı yönde güncellendi. Vadeli fiyat eğrileri sıradan ham petrol fiyatının 2021 yılı için 54.4 ABD doları, 2022 yılı için ise 52.1 ABD doları olacağına dikkat çekici ediyor. öte yandan petrolün yanı sıra endüstriyel metal ve tarımsal ürünler gibi emtia fiyatlarında da öngörülerin üzerinde bir seyir görüyoruz. Bu doğrultuda 2021 yılına ilişkin ABD doları cinsinden ithalat fiyatları varsayımımızı da yukarı yönde güncelledik. İşlenmemiş yiyecek fiyatları döviz kuru gelişmeleri ve uluslararası fiyatların son dönem eğilimlerini dikkate alarak 2021 yılı için yiyecek enflasyonu varsayımımızı 1 puan artışla yüzde 11.5’e revize ettik. Gıda varsayımımız üzerindeki yukarı yönlü en belirgin risklerin uluslararası fiyatların seyri ve yıl içerisinde turizm görünümündeki muhtemel iyileşmeye ast talep etkileri olarak değerlendiriyoruz. Maliye politikası ve finansal politikaların ise para politikası ile benzeyen güdüm içerisinde enflasyonda ön görülen düşüş patikasıyla ahenkli bir makro çerçevede belirleneceği ve uygulanacağı bir orta vadeli dış görünüş başlıca aldık. Bu bakımdan yakın dönemde milli gelire oranla yüzde 3.5 olarak altında yönlü revize edilen 2021 yılı merkezi idare bütçe açığı hedefinin para politikası hedeflerini destekleyeceğini değerlendirmekteyiz. Ayrıca zinde bir politika koordinasyonu çerçevesinde yıl içerisinde kredi politikalarının da para politikası hedefleriyle ahenkli bir gelişim sergileyeceğini öngördük” ifadelerine yer verdi.

Aktardığı genel çerçeve kapsamında ürettikleri enflasyon ve çıktı açığı tahminlerini paylaşan Ağbal,” Temel varsayımla ve kısa vadeli öngörüler çerçevesinde enflasyonun aşamalı olarak hedeflere yakın sayacağını değerlendiriyoruz. Enflasyonda kalıcı düşüşe ve fiyat istikrarına muhabere eden kuvvetli göstergeler oluşana dek sıkı para politikası duruşunun kararlılıkla uzun bir müddet sürdürüleceği bir görünüm altında enflasyonun 2021 yılı sonunda yüzde 9.4 olarak gerçekleşeceğine, 2022 sene sonunda yüzde 7’ye ve 2023 sene sonunda ise orta vadeli amaç olan yüzde 5 seviyesine gerileyerek kararlılık kazanacağını varsayım ediyoruz. Böylece Ekim enflasyon raporunda ön görülen 2021 ve 2022 sene sonu enflasyon tahminlerini korumuş olduk. Ancak bu tahminlerin üzerinde yukarı yönlü risklerin keskin bir şekilde önemini koruduğunun da farkındayız. böylece enerjik, sıkı para politikası duruşumuzu da devam ettirmek zorundayız. 2021 yılı için bir önceki rapor dönemine tarafından Türk lirası cinsinden ithalat fiyatlarına tabi güncelleme enflasyon tahminini 0.4 puan düşürürken genel meslek gücü maliyeti 2021 yılı için belirlenen asgari ödenti artışına emrindeki olarak 1 puan hopârlör yönde tesir yapmıştır. öte taraftan yiyecek fiyatlarında öngörülen yüksek seyir, enflasyon tahminini 0.2 puan yükseltirken yönetilen, yönlendirilen fiyatlar büyük ölçüde tütün ürünlerindeki aidat ayarlamasının etkisiyle tahmini 0.3 puan aşağı çekti. Hem sıkı mali dönüşün devamıyla enflasyon beklentilerinde öngörülen iyileşmenin sene sonu tahminle 0.5 puan düşürücü yönde katkıda bulunacağını değerlendiriyoruz. Tahminler enflasyonun 2021 ve 2022 varsayım hedefleriyle uyumunu sağlayacak bir parasal sıkılık düzeyi varsayımı aşağı üretildi. Ayrıca küresel yükselme ve dış istek görünümünde salgın kaynaklı negatif bir şokun tekraren yaşanmayacağı, küresel riskte yaşanan olumlu gelişmeler ile Türkiye’ye özgü risk algılarında devam edeceği bir görünümü başlıca aldık. 2021 yılı için oluşturduğumuz varsayım patikasında ücretler yiyecek fiyatları ve milletlerarası emtia fiyatları enflasyonu yukarı yönü olan yönetilen, yönlendirilen fiyatlar ile enflasyon beklentileri ise enflasyonu altında yönü olan etkilemektedir. Bu etkileşim içerisinde sıkı parasal duruşun oluşturacağı dinç etkinin yıl sonu enflasyonunun yüzde 9.4 düzeyine gerilemesini sağlayacağını öngörüyoruz” biçiminde konuştu.
Fiyat istikrarına dikkat çekici eden orta vadeli yüzde 5 hedefimize nasıl bir stratejisi içerisinde ulaşacağımızı izah etmek istediğini belirten Ağbal, şunları kaydetti:

“Ilk Kez bir şart tespiti yerine getirmek durumundayım. Enflasyonun mevcut seviyesi ve yukarı yönlü riskle bir arada değerlendirildiğinde yüzde 5 hedefimizden oldukça uzak bir noktadayız. Paylaştığımız tahmin patikası içerisinde yüzde 5 hedefine 2023 yılı sonunda fakat ulaşabiliyoruz. Bu hedefe varmak nedeniyle 2021 yılında enflasyon hedeflemesi rejimini tüm unsurlarıyla kararlı bir şekilde uygulayacağız. Para politikasındaki sıkı ve ihtiyatlı duruşumuz yüzde 5 hedefine ulaşacağımız 2023 yılına kadar uzun bir zaman kararlılıkla sürdürülecektir. 2021 para, kur politikası dokümanında bu sene içinde enflasyonda kalıcı düşüşe ve fiyat istikrarına sinyâl eden enerjik göstergeler eşliğinde kararlılıkla sıkı bir parasal duruş sergileyeceğimizi paylaşmıştık. Bu kapsamda para politikası operasyonel çerçevesini sadeleştirerek, elimizdeki tüm araçları etkili bir şekilde kullanacağımızı da ifade etmiştik. Bunun neticesinde para politikasında güçlü bir sıkılaştırma yaptık. Ve 10.25 olan politika faiz oranını önce 15’e sonradan 17’ye çıkardık. Enflasyon üzerinde oluşan riskleri göz önüne alarak icabında ek sıkılaşma yapacağımızı da en son PPK kararında açıklama ettik. Dolayısıyla yüzde 5 hedefine varmak amacıyla Para Politikası Kurulu elindeki bütün araçları bütün araçları kullanmaya devam edecektir. Mevcut verilerin yanı sıra elde edilecek her türlü yeni verinin enflasyon beklentileri ve fiyatlama davranışlarında orta vadeli kasıt patikasından sapma riskine dikkat çekici etmesi durumunda önden ek sıkılaştırma kararlılıkla yapılacaktır. Bu kapsamda enflasyonun belli başlı eğilimi ve fiyatlama davranışlarına ilişkin göstergeler, yayılma endeksleri talep ve enflasyon beklentilerinin tahmin ufku içerisinde hedeflerine uyumunu da yakından izleyeceğiz. Yüzde 5 hedefine varmak yolunda mali duruşun sıkılık düzeyini ise şu şekilde tarif etmek mümkündür; Yüzde 5 hedefine varana kadar gerçekleşen, beklenen enflasyon oranı patikası ile para politikası faiz oranı patikası arasındaki seviye zinde bir dezenflasyonist denge gözetilerek oluşturulacak ve bu denge sürekli korunacaktır.”

Mustafa Cenik

Add a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İstanbul escort beylikdüzü escort bostancı escort avcılar escort esenyurt escort beylikdüzü escort bahçelievler escort ankara escort bayan